Sisam Adası-Yunanistan

(30.12.2015 Tarihli gazetede yayınlanan ÇOK GEZEN köşemden alınmıştır.)

ÇOK GEZEN (Sisam Adası-Yunanistan)

                                                                      Yazan : Ümit DERİNSU

   30.12.2015

      Merhaba sevgili dostlar. Yine bir yazımda birlikteyiz. Bugün nereden bahsedeceksin diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Çok merakta bırakmadan hemen bu haftaki işleyeceğimiz konuya değineyim. Bugün Ege denizindeki Kuşadasının tam karşısında bulunan, Türkiye’ ye en yakın adalardan sayılan Sisam Adası, namı diğer Samos Adasından bahsedeceğim.

Buraya artık her zamanki seyahat ekürilerimizden saydığımız Ayşe-Metin Girgin çifti ve ailelerimizin gençleriyle yola çıktık. Bu gezimizde bize eşlik ettikleri için onlara teker teker tekrar teşekkür etmek istiyorum.

Sisam, yunanlıların deyişiyle Samos adası uzun süredir merak ettiğimiz ve gezi planlarımız arasına aldığımız bir yerdi. İskandinavya gezimizin ardından 15 gün geçmeden gündeme gelince bir kez daha valizimizi hazırlayarak yola koyulduk. Bunun için öncelikle Kuşadasına gelmek gerekiyor. Aracınızı limana yakın yerdeki otoparklar ya da bizim yaptığımız gibi bir okulun bahçesine park edebilirsiniz. (Pazarlık yapmayı unutmayın). Bilet ve pasaport işemlerinden sonra feribota binerek bizi Samos adasına götürecek olan feribota bindik.

Aklımda daha önceden gittiğimiz Sakız adası vardı ve acaba ne gibi farklılıklar bulacaktık, merak ediyordum. İster istemez bir kıyaslama yapmak zorunda kaldım ama bu göreceli bir kavram, herkese göre bakış açısı değişik olabilir. Bana göre Sakız adası Sisam adasına göre daha güzel geldi. Her iki adayı gezenler için kararı onlara bırakmak gerekir.

Feribotumuz daha adaya yanaşmadan ilginç bir olayı görüntüledim. Bizim feribotumuzun paralelinde içinde 30-40 kişi olduğu belli bir bot’ da adaya doğru ilerliyordu. Besbelli ki bunlar sürekli medya gündeminde yer bulan mültecilerden başkası değildi. Hemen fotoğraflarını çektim. Birkaç gün sonra bir arkadaşım telefonla beni arayıp senin fotoğrafın CNN türk haberlerinde yer alıyor. Üstelik fotoğrafı çeken kişiyle de röportaj yapıyorlar dedi. Baktım ki birileri daha benimle aynı açıdan o fotoğrafı çekmiş. Burada gördüğünüz fotoğraf tamamen bana aittir bu bilinsin isterim.

Feribotumuz Sisam adasının şehri Vathy limanına yanaşmak için manevra yaparken daha önceden gelmiş mültecileri Yunan polisi limanın bir başka köşesinde sıraya sokarken bizleri de ayrı bir yerden pasaport kuyruğuna doğru yönlendirdiler. Pasaport kontrolünü geçip Vathy şehrine adım attığımızda gördüm ki, kaldırımlar ve tüm boş alanlar çoluk çocuk mültecilerle dolu. Kimi uyuyor, kimi boş boş bakınıyor. Keza adanın değişik başka yerlerinde bile öylece dolaşan başka mültecilere bile rastladık.

Neyse bizim işimiz mülteciler değil de adayı gezmek diye düşünüp ilk iş olarak bir araba kiralayabileceğimiz yerlere gidip aracımızı kiraladıktan sonra da otelimize yerleşmek oldu. Hemen 1-2 tiyo vereyim. Araç kiralamak için pasaporttan çıkışta önünüze gelen ilk 1-2 yere değil de biraz daha ileride ve ara sokaklarda bulunan araç kiralama şirketlerine bakın. Fiyatları biraz daha makul bence. Otel için tiyom ise şöyle; Biz Booking.com’ dan internet üzerinden yerimizi rezerve etmiştik. Otel sahibiyle biraz sohbet edince adam internetteki fiyatları boşverin siz gelin biz yüzyüze daha indirimli fiyatlardan size yer verelim dediler. Ben duyduğumu söyleyeyim de siz nasıl istiyorsanız öyle yapın.

Otelimize yerleştikten ve aracımıza bindikten sonra adayı gezmek için bir plan ve harita üzerinde bir rota saptadık. Buna göre ilk olarak adanın kuzey kıyılarından yola çıkıp önce Kokkari köyünde duracak, öğle yemeğimizi yiyecek, sonra Karlovası’ ya kadar kuzey kıyılarını takip edecek, buradan güneye yönelip Marathokampos köyüne kadar gidip oradan da doğuya doğru yönümüzü çevirecektik. Pythagorio’ ya kadar gidip burada akşam yemeğimizi yiyecektik. Daha sonra da Vathy’ e dönüp şehrin akşam eğlencesine katılacak, ertesi gün de Poseidon taraflarını görmeyi planladık. Bizim planımız böyleydi ancak tabii ki sizler alternatif planlar yapıp farklı rotalar uygulayıp daha fazla yerler görebilme şansına sahipsiniz.

Bu amaçla gittiğimiz ilk yer olan Kokkari’ de durduk enfes balık ürünlerinden oluşan öğle yemeğimizi yerken gençlerimiz de denizin çekiciliğine kapılıp biraz yüzmeyi tercih ettiler. Biraz da deniz turizmi yapmak istiyorsanız bu adada kalış sürenizi uzatmanız lazım. Hem yüzülebilecek çok güzel koyları var, hem de öyle yüzerken gördüğünüz kuru kalabalıklar yok. Sakin sakin tertemiz denizlerinde yüzebilirsiniz. Biz kendi aramızda konuşurken buralar 70’ li yılların İzmir’ ini andırıyor dedik. O zamandan bu zaman pek bir şey değişmemiş. Doğası pek bozulmamış her şey olduğu gibi duruyor. Oysa bizim oralar öyle mi ya.

Kokkari’ den tekrar yola çıkıp aracımızla ilerlediğimizde Manolates tabelası görene dek yola devam ettik. Burası için görülmeye değer diye duyum almıştık. Direksiyonumuzu bu yöne doğru kırıp hadi bir bakalım dedik. Yolun doğal güzelliklerle kaplı büyüsüne kapılıp 5-10 dk. Bir mola verelim dediğimizde o taraftan gelen bir Türk çiftle karşılaştık. Köy güzel ama bir dağ köyü ve yolu çok zor dikkat edin diye uyarı verdiler. Biz de yola koyulduğumuzda ne kadar haklı olduklarını anladım. Araç, dar ve yılan gibi kıvrılan yollardan tırmanırken ara sıra patinaj yapması araç içindeki yolcularımızın korkudan yüreklerini ağızlarına getirmeye yetti. Her halde Temmuz sıcağında o balata kokusunu unutamamışlardır.

Manolates şirin bir dağ köyü. Tertemiz ve dar sokakları beyaz badanalı evleriyle bize çok şirin gözüktü. Geldiğimiz yol sizi ürkütmüyorsa burayı da gezi planlarınıza alabilirsiniz derim.

Tekrar yola koyulduğumuzda Marathokampos köyüne kadar durmadık. Burası da bir dağ köyü ve adeta bir yamaca kurulmuş. Dar sokakları yüzünden aracımız bile ilerlemekte çok zorlandı. Bu zor durumda bize yardımcı olmaya çalışan isimsiz rum köylülerine teşekkür etmek isterim. Marathokampos’ ta bir tabela gördük. Turistik bir mağaradan söz ediyordu. Burayı görelim diye tabelanın gösterdiği yola girdiğimizde yol öyle tehlikeli bir hal aldı ki, kaybolma düşüncemiz de ağır basınca geri dönmeye karar verdik. Dolayısıyla biz o mağarayı göremedik. Görebilen varsa bizimle paylaşırsa sevinirim.

Sonuçta geri döndük ve günün yorgunluğunu atmak üzere Ormos Marathokampou plajına gidip yüzdük. Tertemiz su çok iyi geldi doğrusu. Akşamüzeri tekrar yola koyulup Pythagorion’ kasabasına ulaşıp orada güneşin batışını izlemey karar verdik. Burası bence adanın en güzel yerlerinden birisi. Çok güzel bir koyu ve güzel teknelerin bağlandığı bir limanı var. Alışveriş te yapabileceğiniz çok şirin dükkanların bulunduğu bir caddesi var. Hepsinden önemlisi, Pythagorion’da Limanın sonunda bir de Pisagor heykeli var. Dik üçgenin iki dik kenarının kareleri toplamının hipotenüsün karesine eşit olduğunu hatırlamadan geçmedik. Meşhur eski Yunan matematikçisi Psagor’ un doğum yeri burası. Bu heykelde fotoğraf çektirmeden dönmeyin derim.

Buraya gelmişken hediyelik eşya alırsanız, buraya özgü alınabilecek en önemli hatıralık Pisagor bardağı, yani Pythogoras’ cup. Bu bardağı sadece işaretli yere kadar doldurabiliyorsunuz, daha fazla doldurursanız içine koyduğunuz sıvı bardağın altından akmaya başlıyor. Pisagor bu bardağı herkes eşit miktarda şarap içsin, kimse çoğa tamah etmesin diye tasarlamış. Ayrıca Samos’un tatlı şarapları dünyaca ünlüymüş. Grand Cru markası dünyaya en çok ihraç edilen, Vın Doux ise neredeyse en ünlü olanıymış. Bilginize.

Vathy’ e gece döndüğümüzde şehrin neredeyse tamamının sahile ve paralelindeki ara sokaklara doluştuklarını gördük. Meğerse Cuma ve Cumartesi günleri buralarda eğlenceler olurmuş tüm şehir halkı da bunlara katılırmış. Belli aralıklarla DJ ler sıralanmış müzik yapıyorlar ve kimileri dans ederek kimileri de şarkı söyleyerek eğleniyorlardı. Kimileri ise bizdeki gibi seyyar satıcılardan alışveriş yaparak liman boyunca dolaşmayı tercih ediyordu. Metin abi’ ye şöyle söylediğimi hatırlıyorum. Aynı bizim sahil şehirlerindeki gibi bir görüntü. Tek fark buradakiler Rumca konuşuyor bizdekiler ise Türkçe. Birbirine bu kadar benzeyen iki millet daha olamaz.

Gündüz rahatça arabamızla dolaşabildiğimiz yerleri polis araç geçişine kapatınca otelimize ulaşamadık. Sahilde bir yere parkedip yürüyerek otelimize döndük ve ertesi gün kahvaltıdan sonra Poseidon’ a gitmek üzere sözleştik.

Poseidon Türk kıyılarına oldukça yakın bir konumda. Kuşadası milli park kıyıları rahatlıkla görülebiliyor. Buradan yüzülerek bile bu adaya gelinebilir görünüyor. Kuşadası limanından Vathy limanına feribotla 1,5 saatte gittiğimiz düşünülürse daha mantıklı bir seçenek gibi duruyor.

Poseidon küçük bir koyda kurulmuş. Birkaç yemek yenecek yer ve denize girenlerden başka bir şey yok. Tertemiz denizin büyüsüne kapılıp suya girdiğimiz hatırlıyorum. Keyifli bir öğle yemeğimizden sonra Vathy’ e dönüp feribotla dönüş saatimize kadar şehrin görülmesi gereken diğer yerlerini de gezdikten sonra otelimizden ayrılıp dönüş yolculuğumuza başladık.

Yazımın başında da dediğim gibi ister istemez bir kıyaslama yapmıştım ve Sakız adasını daha güzel bulduğumu söylemiştim. Kızıma bu düşüncemi açtığımda yoo baba, bilakis ben bu adayı daha çok sevdim demez mi. Gördüğünüz gibi bakış açıları değişik.

Bir yazımın daha sonuna geldik. Bana bu gezimde eşlik eden sevgili eşim Bahar Derinsu, değerli seyahat ekurilerimiz Ayşe-Metin Girgin çiftine, güzel kızımız Dicle Derinsu ve gençlerimiz Efe Girgin, Seçil Çetin hanımefendiye buradan sevgilerimi ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu yazı yayınlandıktan sonra yeni yıla gireceğiz. Bu vesileyle herkesin yeni yılını kutlarken, önümüzdeki yeni yılda herkesin dileklerine kavuşacağı, tüm güzelliklerin insanların etrafını saracağını, savaşın, ölümleri ve vatansız kalıp göç etmeye zorlananların olmayacağı, insanların hangi dinden veya mezhepten olursa olsun birbirlerine hoşgörüyle bakacağı ve sonsuz barışın hakim olduğu. Dünya barışına kem gözle ve kötü niyetle bakanların gözlerinin kör olacağı bir yıl diliyorum. Her şey gönlünüzce olsun.

Gelecek yazımda bir başka yerde buluşmak ümidiyle hoşçakalın der, sağlıcakla ve sevgiyle kalın.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir