Moskova-RUSYA 1

(09.09.2015 Tarihli gazetede yayınlanan ÇOK GEZEN köşemden alınmıştır.)

ÇOK GEZEN (Moskova-RUSYA) 1

09.09.2015                                                                              Yazan :  Ümit DERİNSU

 

     Merhaba değerli dostlar, yine yeni bir yazımda beraberiz. Satırlarımı keyifle okuduğunuzu ve görülmesi gereken değişik yerler hakkında hayal dünyanızı genişletmeye başladığınızı umarım. Yine böyle bir yazımın eşiğindeyiz ve bakalım bu hafta nereyi inceleyeceğiz.

Bu Hafta Rusya’ nın Başkenti Moskova’ yı inceleyeceğiz. Hatırlarsanız önceki haftalarda Rusya’ nın eski başkenti St. Petersburg hakkında yazmıştık. Böylelikle Rusya’ nın iki büyük şehrini incelemiş olacağız. Buradayken öğrendiğimize göre bu iki büyük şehirde oturan insanlar arasında bizde olduğu gibi büyük bir çekişme varmış. İki şehir insanları birbirlerini hazedemezlermiş. Her alanda birbirlerinden daha iyi olduklarını kanıtlamaya çalışırlarmış. Rekabet iyidir de, ortaya yeni bir ürün, anlayış, eser koymak olunca çekişmenin faydası olduğu bir gerçek. Ancak işi fanatizme dökerseniz istenmeyen hadiselere çanak tutmuş olursunuz. En güzeli bence rekabeti bilim, sanat, teknoloji gibi alanlarda sınırlı tutmak gerek. Böylelikle herkesin yararlanacağı güzel şeylere ulaşılmış olur. Diğer türlü örneğin bir spor karşılaşmasında rekabeti abartırsanız fanatizmin sonu iş çığrından çıkar ki sonuçta herkes üzülür.

Neyse bırakalım bu iki şehir arasındaki rekabet nasıl sonlanır meselesini biz bu hafta Moskova’ yı incelemeye başlayalım. İlk edindiğim bilgilerden nesi meşhur? Sorusuna ilk aklıma gelen Kızıl meydan ve metrosu oldu. Şimdi bunlar üzerinde biraz duralım. Kızıl meydan 1990 yılında Unesco Dünya Miras Listesine girmiş dünyaca ünlü bir yerdir. Hem Rusya hem de eski Sovyet Rusya’ nın toplumsal ve siyasi tarihinde önemli bir yeri vardır. Kızıl kelimesi eskiden Rusçada güzel anlamına gelirmiş. 15. Yüzyılda Kremlin’ in duvarları tamamlandıktan hemen sonra yapılan Kızıl Meydan, tarih boyunca idamlara, gösterilere, geçit törenlerine ve mitinglere sahne olmuş bir yerdir. Meydanın kuzey tarafında Devlet Tarih Müzesi bulunmaktadır. Kızıl renginden dolayı binayı hemen fark ediyorsunuz. Dediklerine göre binanın rengi ile meydanın isminin aynı olması tamamen tesadüfmüş. Meydanın güney ucunda ise 16. Yüzyılda yapılmış olan Vasili Blajenni Katedrali vardır. Doğu tarafını ise GUM denilen Devlet Satış Mağazaları denilen son derece lüks pahalı eşyaların bulunduğu bina tüm doğu tarafını kaplar. Meydanın batı tarafında ise Kremlin’ in duvarları vardır. Ancak bu duvarların hemen meydana bakan tarafına Lenin’ in anıt mezarı ve diğer mezarlar da bulunur. Meydan da ise zaman zaman değişik gösteriler de yapılıyor. Benim gittiğim zaman ise bir pop müzik konseri için hazırlık yapılıyordu. Fotoğraflara baktığınızda tamamen aynalı bir yapı dikkatinizi çekmiştir. O yapı bunun için inşa edilmiş. Konser bitiminde sökülecektir tahminim. Meydanın orjinalliği kaybolmayacaktır sanırım.

Kızıl meydandaki kalabalığa şöyle bir baktığınızda dünyanın her tarafından gelen insanlara rastladık. Demek ki dünyada ilgi gören bir yerde bulunduğumuzdan dolayı kendimizi şanslı hissettik. Gelelim bir diğer ilgi çeken yere, Moskova Metrosu. Burası Moskova’ nın olmazsa olmaz yerlerinden birisi. Buraya kadar gelipte metrosunu görmeden gittiyseniz bir şeyleri eksik bıraktınız demektir.  Ancak istasyonlardaki tabelalar Kril alfabesi ile yazıldığından ve anonslar Rusça yapıldığından, rehberle gezmek en iyisi. Metronun yapımına 1931 yılında yapımına başlanmış, şu anda 120 yi aşkın istasyonu mevcuttur. 250 km. üzerinde uzunluk ve yer yer 80 m. Olan derinliği ve hergün ortalama 9,5 milyon insan taşınması ilginç istatiksel bilgiler olabilir sizin için ama asıl ilginçlik metronun her istasyonun ayrı bir sanat harikası olarak düzenlenmiş olmasıdır. Bu istasyonlar  metro istasyonundan ziyade bir müzeyi andırıyor. Yine de bir rehber eşliğinde gezmekte fayda var.

Moskova üzerine yazacak çok şey var. Ancak yerimizin darlığı sebebiyle geri kalan izlenimlerimizi sonraki haftaya bırakalım. Bu arada Moskova’ nın yeni yüzünü tanıma fırsatı da bulmuş oluruz. O zaman kadar hoşçakalın diyor, sağlıcakla ve sevgiyle kalın diyorum.

Not : Bana bu gezimde eşlik eden ve yalnız bırakmayan sevgili eşim Bahar DERİNSU’ ya, gözümün nuru değerli kızım Dicle DERİNSU’ya, her zaman yanımızda olacağını bildiğim sıcacık dostluklarını gördüğüm sevgili Ayşe GİRGİN ve Metin GİRGİN’ e huzurlarınızda teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir