St. Petersburg-RUSYA 1

(19.08.2015 Tarihli gazetede yayınlanan ÇOK GEZEN köşemden alınmıştır.)

ÇOK GEZEN (St. Petersburg-RUSYA 1)

   19.08.2015                                               Yazan : Ümit DERİNSU

 

Yeniden merhaba sevgili okurlarım. Yine zevkle okuyacağınız bir başka gezi yazımla birlikteyiz. Bugün Rusya’nın 2. Avrupa’ nın 4. Büyük şehrinden bahsedeceğiz. St. Petersburg.

İlginç bir geçmişi olan bu güzel şehirden biraz bahsederek şehri tanıtmaya başlasak fena olmaz sanırım. 16. Yüzyılda o zamanlar Neva nehrinin Baltık denizine dökülen deltasının bulunduğu bir bataklık bu bölge İsveç’ in toprağı sayılıyordu. Topraklarını genişletmek ve Baltık denizinde bir çıkış arayan Çarlık Rusyası İsveçle yapılan savaşı kazanıp bu bölgeyi ele geçirince burada bir liman ve şehir inşa etmeye karar verir. Yıl 1703. İlk zamanlar bir bataklık ve çevrede bir çakıl taşı bile bulunmayan bölgede çıkarılan bir kanunla buraya gelen ticaret yapan yerli ve yabancılardan en az bir taş parçası getirme zorunluluğu koyarlar. Kanuna uymayanları şehre sokmazlar. Zamanla biriken taş parçalarından şehri inşa etmek için mimarlar aramaya başlarlar. O dönemde en iyi mimarlar İtalya’da bulunmaktadır. İtalyan mimarlar ise bu şehri inşa etmek için yapılan teklifleri reddetmektedirler. Bunun üzerine güzellikle gelmeyen mimarların dostlukları kazanılıp barlarda içirilip iyice sarhoş edildikten sonra zorla kaçırılıp gemilere bindirilip Rusya’ ya doğru yola çıkıldığında sonradan ayılan mimarlar denizin ortasında ayılmalarıyla her şeyin çok geç olduğunu anlamaları çok sürmez. Böylece bu güzel şehrin hikayesi başlar. Şehre baktıkça getirilen taş miktarının nasıl devasa boyutlara çıktığını görüp şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz.

Şunu itiraf edeyim ki gezdiğim gördüğüm şehirler içinde en çok beğendiğim, güzelliğine hayran kaldığım; içinde yaşayan insanlarının hem diğer insanlarla hem de doğayla barış içinde olduklarını gördüğüm bir şehir, ve bu yüzden daha çok sevdim.

Gezdiğiniz her noktada hem tarih hem de modernite yan yana duruyor. Her meydanda gördüğümüz heykeller birer sanat eseri. Düşünüyorum da 2. Dünya savaşında burası Almanların yıllarca kuşatması altında kaldı. Taş üstünde taş kalmaması gerekirdi o bombardımanlardan demiştim. Bu soruma rehberimiz anında cevap verdi. Bu heykelleri kuşatma öncesi ya yeraltına gömmüşler, sığınaklara almışlar ve bir de birçok heykeli vinçler yardımıyla Neva nehrinin dibine indirmişler. Böylelikle birçok eser Avrupa’ nın diğer şehirlerine göre en az zararla hasar görmeden atlatılmış.

Buraya geleceklere şehre ilk önce gezilecek yer olarak 5 km. uzunluğundaki Nevsky caddesi üzerinden bir yürüyüş yaparak başlamalarını tavsiye ediyorum. Bu cadde üzerinde sıralanmış görülmesi gereken birçok yer var. Cadde üzerindeki her yer, binalar, köprüler, kaldırımlar son derece bakımlı ve modern yapılmış. Yol üzerinde bulunan ara sokaklarda kafeler, restaurantlar sıralanmış. Cadde üzerinde bazı yerlerde turistlerin resimlerini yapan sokak ressamları ve performanslarını sergileyen müzisyenler bulunuyor. St Petersburg Gezilecek Yerler arasında ikinci sırada St Petersburg Kazan Katedrali bulunuyor. Nevsky caddesi üzerinde bulunan alışveriş mağazası Stockmann’ a uğranabilir. Yine aynı cadde üzerindeki Gustiny Dvor’ da dünyaca ünlü markaların bulunduğu alışveriş merkezi , tarihi güzel binasıyla görülmeye değer yerlerden birisidir. Üzerinde atlar bulunan ünlü Anichkov Köprüsü de bu cadde üzerinde bulunuyor. St. Petersburg’ta yapılabilecek en güzel aktivitelerden bir tanesi olan Neva Nehri turu yapmak yer alıyor. St. Petersburg’ta 42 ada, 95 kanal ve 500 adet estetik köprü bulunuyor. Bu köprülerin en ilginç özelliği hiçbirisinin asla bir diğerine benzememesidir.

Ve St. Petersburg’ un olmazsa olmazı Hermitage Müsesi. Hermitage Sarayı Rus mimarisinin en görkemli yapılarından bir tanesi, gördüğünüzde etkilenmemeniz mümkün değil. Çariçe Katerina’nın kışlık sarayı olarak Neva Nehri’nin kıyısında yapılmış. Hermitage kelime anlamı küçük inziva yeri (ibadet yeri) anlamına geliyormuş. Çariçe Katerina 16 sevgilisi olması ile çok ünlü, bunu da belirtelim. İlk olarak 1764 yılında Berlin’den 205 adet tablo saraya getirtilmiş. Bugün sarayda bulunan eserlerin sayısı 3.000.000’u geçmiş. Rusya’nın en büyük, Dünya’nında en büyük 5 müzesinden bir tanesi olarak kabul ediliyor.

Ne kadar büyük olduğunu sayılarla ifade edersek: Müzede 1886 kapı, 1945 pencere, 1057 oda bulunuyor, cephesinin uzunluğu 2 km, 322 resim galerini gezmek isterseniz 25 km yol yürümeniz gerekiyor. Eğer her esere 1 dk. ayırmak isterseniz 11 yılda müzeden çıkabilirsiniz. Bu müzede gördüğüm ilginçliklerden birisi de eserlerin başında görevli olarak oturan en az 80 yaşında olan rus nineleri. Bunların sayısı 17 bin olarak açıklanmış. Yaşlılara bile iş buluyorlar. Sadece ara sıra eserlere dokunmayınız demekten başka iş yapmıyorlar.

St. Petersburg için söylenecek çok şeyler var. Bunların hepsini normal olarak bir haftaya sığdıramadık. Önümüzdeki hafta devam ettiğimizde bu güzel şehrin diğer yönlerini de sizlere tanıtmaya çalışacağım. O zamana kadar sağlıcakla ve sevgiyle kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir